Kronisite Ne Demek? Ya Da Benim Kafamda Bir Düşünce Sarmalı
Kronisite: Bir Terim, Bir Hayat Tarzı
Bunu kabul etmek gerek: Hepimizin kafasında bir “kronisite” var. Evet, yanlış duymadınız. Ama ne demek bu “kronisite”? Hadi, biraz eğlenceli bir şekilde inceleyelim.
Kronisite, biraz daha karmaşık bir ifadeyle, bir olayın ya da durumun zaman içinde sürekli olarak devam etmesi, ya da bir şekilde hep aynı döngüde takılı kalma hali olarak tanımlanabilir. Bu terim bazen sadece hastalıklarla veya sürekli yenilenen problemlerle ilişkilendirilse de aslında gündelik hayatta da sürekli aynı şeylerin tekrarı, aynı hataların yapılması, ya da her gün aynı saatte aynı şeyleri yaparak yaşamı bir çeşit “zaman döngüsüne” dönüştürmek anlamına gelir.
Ama tabii bu terimi sadece akademik bir şekilde ele alacak değilim. Yani, düşünsenize bir yerden sonra “Kronisite ne demek?” diyip sağdan soldan hocalara “Hocam, bu terimi duydum, ne demek?” demek çok ciddi olur, değil mi? O yüzden bunu biraz daha komik bir hale getirelim.
İyi De, Benim Kafamda Kronisite Ne Anlama Geliyor?
Gerçekten, İzmir’de yaşamaya başlayalı her şey “kronikleşmeye” başladı. Bir türlü uyanamadığım sabahlar, “ya yine geç kaldım!” paniğiyle içimden küfretmeler, sonra işe gitmek için vapurda koltuk kapmak için birbirimizi itişmeler… Her gün aynı şeyleri yapıp “yeni bir şey” beklemek kadar saçma bir şey yok!
Bir sabah:
– “Aa, bu kadar erken kalkmam gerekmiyor ki ya, biraz daha uyuyayım.”
– “Haa ama o zaman yine geç kalırım, hadi en iyisi kalkıp, kahvaltı yapmadan evden çıkayım.”
– “Ve tabii ki yine, vapurda sıkış tıkış olacağım. Ah, bu ‘kronisite’!”
Bunu düşündükçe bir yandan kahkahalarla gülüp, bir yandan da “Kronisite ne demek?” diye düşünüyorum. Her gün aynı şeyleri yaparak, aslında bir çeşit hayatın içindeki küçük döngülerde takılıp kalıyoruz, ve bazen buna o kadar alışıyoruz ki bir adım daha atmaya cesaret edemiyoruz.
Ama işin komik tarafı şu: Kronisite, bazen güzel bir şey de olabilir. Yani aynı rutinleri yaparak aslında bir güven hissi yaratabiliyoruz. Mesela, aynı kahve dükkanına her sabah gidip aynı kahveyi içmek… Evet, yine aynı kahve! Ama işte o an, dünyanın en güvenli yerindeymiş gibi hissediyorsunuz. Çünkü kronisite bir anlamda stabiliteyi de getiriyor, değil mi?
Kronisite, Bazen Hayatın Rengidir
İzmir’de bir sabah, geçen hafta bir kafede otururken tam karşımdaki masada iki kişi birbirine aynen şu diyalogu yapıyordu:
Kişi A: “Bu hafta sonu kesin kayak yapacağım, ya da dağcılık, ya da uçurtma yapmayı öğrenirim.”
Kişi B: “Evet, ama yine aynı şeyleri yapıyorsun işte, geçen hafta da başka bir şey yapacaktın, hatırlıyor musun?”
Kişi A: “Evet, ama o zaman da aynı soruyu sorduk. Yani aslında değişen bir şey yok!”
Bunu duyduğumda, birden kronisite kavramı kafamda canlandı. Her şey aynı kalırken biz hep “yeni” şeyler yapmaya çalışıyorduk. Halbuki hayatın büyük bir kısmı kronisiteye dayanıyor. Hani o rutinler var ya, işte onların hepsi birer “kronik” alışkanlık.
Mesela ben, her sabah işe gitmek için aynı saatte kalkıp, aynı şekilde otobüse binip, aynı saatte ofise giriyorum. Ama neden? Çünkü bir şey değişse, kafamda bir “sistem” bozulacak gibi hissediyorum. Eğer bu sabah, evde değil de, bir kafede kahvaltı yaparsam… Ofise gitmem geç mi olur, ya da işlerimi yapamaz mıyım? Ah, kaybolan düzenim… Kronisiteye bağlandım yine, değil mi?
Bir Yerde Durup Düşünmek
Bazen gerçekten düşünüyorum, hayatımızdaki “kronisite”yi kırmak ne kadar mümkün? Ya da kırmak gerekir mi? Yani her şeyin bir düzen içinde olması, bir noktada güvenli hissettirebilir. Ama bu güven, hayatın tadını kaçırmıyor mu? Hep aynı şeyleri yapmak, biraz “mekik dokumak” gibi. Yavaşça ama sürekli…
Evet, iş hayatımda da bunun çok büyük etkilerini gördüm. Aynı masada, aynı insanlar, aynı projeler… Ama bazen “aa, bugün bir şeyler değişsin” dediğinizde, gerçekten de değişiyor. Çünkü hayatı kural olarak izlediğinizde, küçük bir sapma büyük bir fark yaratabiliyor. Belki de bu, kronisitenin bize sunduğu güzel yanlardan biri.
Sonuç: Kronisite, Herkesin Hayatında Var
Sonuç olarak, “Kronisite ne demek?” sorusunun cevabı aslında hepimizin yaşamında gizli. O her gün aynı saatte kalkmak, aynı kahveyi içmek, aynı otobüse binmek… Bu döngüler aslında hayatın bir parçası, bir tür “konfor alanı” yaratıyor. Fakat, her gün biraz olsun bu döngüleri kırmak, hayatı daha eğlenceli hale getirebilir. Hani bazen diyoruz ya, “Bu hafta bir şeyler farklı olsun,” işte o “farklı” şeyler bazen büyük değişimlerin kapısını aralayabiliyor.
Ve bir gün, belki de hepimizin bir araya gelip, “Bugün her şeyi değiştirelim!” dediği bir an gelir. Ama o anı yaratmak için, önce o “kronisite”yi fark etmek gerek. Bunu unutma, hepimiz birer kronik yaratıcıyız, sadece bazen kendi döngülerimizi fark etmemiz gerekir.