İçeriğe geç

Saratoga nedir ?

Osmanlı-Amerika Savaşı’nı Kim Kazandı? Tarih Kitaplarında Yok, Ama Bize Bir Şeyler Anlatabiliriz!

Beni tanıyanlar bilir, her fırsatta espri yapmaya çalışırım. Neyse, bazen gerçekten komik olmadığımı kabul ediyorum ama bu defa ciddiyim, Osmanlı-Amerika Savaşı diye bir şey var mı? Tabii ki yok! Ama şunu söylemeliyim ki, tarih kitaplarında yer almayan bu garip konu, aslında gündelik hayatımızla o kadar benzeşiyor ki, siz de benim gibi kafanızı kaşıyacaksınız. Haydi, Osmanlı-Amerika Savaşı’nı kim kazandı diye sormadan önce biraz da olsa geçmişe göz atalım (sanki ben bir tarihçiymişim gibi), bir yandan da hayatımızdan birkaç parça ekleyelim.

Osmanlı ve Amerika: İki Farklı Dünya

Düşünsenize, Osmanlı İmparatorluğu ve Amerika, aynı dönemde, aynı coğrafyada var oldukları halde birbirleriyle hiç savaştılar mı? Bu soruya pek fazla “evet” cevabı veremeyiz. Çünkü o dönemde Amerika’nın dikkatini çekmek için Osmanlı’nın yapması gereken tek şey, bir şekilde “Kardeşim, bizim de bayrağımız var, biz de şurada bir yerlerdeyiz” demekti. Osmanlı, kendi iç meseleleriyle boğuşurken, Amerika da “Hey, ben yeni bir dünya buldum, gelin bakın!” diyordu. Sonuçta, Osmanlı-Amerika Savaşı diye bir şey olmamış, yani gerçekten olmamış, ama hayal gücümüzle bir savaş yapalım dedik.

Önce biraz izah edeyim: Osmanlı, dünyanın en güçlü imparatorluklarından biriyken, Amerika ise henüz tam olarak “yeni bir şey”di. Osmanlı İmparatorluğu, büyük topraklara hükmediyordu, köprüler kuruyor, şehirlere imparatorluk havası katıyordu. Amerika ise, serbest piyasa ekonomisi, ticaret yolları ve özgürlük söylemleriyle dikkat çekiyordu. Biri “Kanuni Sultan Süleyman’ın tahtı” diyordu, diğeri “Beni serbest bırakın, istediğimi yaparım” diyordu.

Osmanlı-Amerika Savaşı’nda Kim Kazandı?

Kendimi 1800’lerdeki bir genci olarak hayal ediyorum, İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken bir anda kulağımda şu ses: “Amerika yeni kuruldu, İstanbul’a gelmek istiyor!” (Hayır, tabii ki gelmiyordu, ama hadi ben biraz kafayı yiyeyim, ne diyeyim?). Bir anda iki imparatorluk arasında kıyasıya bir savaş düşünmeye başlıyorum. Düşünsenize, Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamlı topçuları ve uzun kuyruklu sarıkları, karşısında da Amerika’nın yeni yeni gelişen ekonomisi ve bolca yıldızlı bayrağı. Neredeyse bir Hollywood filmi gibi!

Ama gerçekten bir savaştan bahsetmiyorum, daha çok “Beni takip et, ama bak herkesin hakkında fikrin olmasın!” türünden bir sosyal medya savaşı gibi hayal ediyorum. Osmanlı’nın geleneksel yapısı, Amerika’nın özgürlükçü, biraz da ‘sıkı çalış, çok kazan’ mantığıyla bir yerde çarpışır. Osmanlı, biraz oturmuş, ağır, sanki kendini fazla düşünmüş gibi, Amerika ise tam tersine, her şeyi çabucak ve hızlı yapmak isteyen, aceleci bir yapıya sahip.

Yani, Kim Kazandı?

İlk olarak, ben kazanmadım! Tamam, şaka bir yana, bir Osmanlı-Amerika Savaşı olmadığından, bu soruyu gerçek anlamda yanıtlamak zor. Ama hayal gücümüzle bir sonuç çıkaralım.

Eğer işin içine sadece ekonomik güç girse, Amerika’nın galip gelmesi kaçınılmaz gibi gözükür. Amerika, zamanla endüstriyelleşti, tüm dünyaya “Hadi, işler burada döner!” mesajı verdi. Osmanlı ise ekonomik olarak zorluklarla boğuştu, çöküş dönemine girdi. Yani burada galip, ekonomik bağımsızlık ve güç adına Amerika’dır, diyebiliriz.

Ama mesela kültürel bir savaş olsa, o zaman iş biraz daha karışır. Osmanlı, büyüklüğü, gelenekleri ve kültürel zenginliğiyle öne çıkar. Sürekli bir uyum içinde yaşamış, her kültürü kabullenmiş ve dünyaya hükmetmiş bir medeniyet olarak, tartışmasız galip olurdu. Amerika ise henüz biraz fazla gençti, ne kadar yeni bir dünya sunsa da, Osmanlı’nın derinliği ve tecrübesiyle başa çıkamazdı.

Günlük Hayattan Komik Parçalar: Bir Yunanlıyla Sohbet

Şimdi bir de sokaktan bir örnek vereyim. Geçen gün İzmir’de bir kafede bir arkadaşımla oturuyordum. Konu, elbette yine Osmanlı’yla Amerika’ya geldi. Ben tabii o esnada espri yapmaya çalışırken, Yunanlı arkadaşım Zeki birden söz aldı: “Osmanlı kazandı tabii, sonradan da Amerika’yı zorlama politikası izlediler. Ama işte tarih çok karmaşık!” dedi. Hemen cevabımı verdim: “Abi, önce şunu söyle: Eğer gerçekten Osmanlı-Amerika savaşı olmuş olsaydı, her ikisinin de ekonomi politikaları birbirine benzemezdi. O yüzden nasıl kazandılar, bilemem!” dedim. Zeki gülerek “Ya, çok doğru söylüyorsun ama tarih konusunda kesin bir şey söylemek de zor!” dedi.

Biraz Da İç Sesimi Dinleyelim

Aslında şöyle bir düşündüm: Bu tarz tarihi olayları eğlenceli hale getirmek için belki de kendimi fazla abartıyorum. İç sesim, “Cevap aslında basit, biri galip gelir, öbürü kaybeder, ama her iki taraf da aslında kazandı, çünkü birbirlerini anlamaya çalıştılar” diyor. Hani herkesin kazanıp kaybettiği, ama sonuçta birlikte bir şeyler öğrendikleri bir dönemden bahsediyorum. Bunu şunu anlatmak için söylüyorum: Osmanlı ve Amerika’yı düşünürken, belki de sadece savaşmakla değil, birbirlerinin tarihini, kültürünü anlamaya çalışarak kazandılar. Bunu bir bakıma sosyal medya savaşı gibi de düşünmek mümkün. Yani gerçekten, biri diğerine en son hangi tweet’i attı, kim daha fazla beğeni aldı derken, gerçek galiplerin kim olduğunu anlamak bir hayli zor.

Sonuç: Osmanlı-Amerika Savaşı’nı Kim Kazandı?

Sonuç olarak, tabii ki Osmanlı ve Amerika arasında bir savaş olmamıştır. Ama bir şey kesin ki, bu iki imparatorluk -ya da biri imparatorluk, diğeri genç bir ülke- tarih boyunca birbirinden çok şey öğrenmiş ve zamanla dünya tarihine yön vermiştir. Eğer bu yazıyı okurken, bir yandan “Neden bu kadar kafayı yiyorum?” diye düşünüyorsanız, hiç dert etmeyin, çünkü ben de bazen bu tür sorulara dalıp gittiğimi fark ediyorum. Yine de şunu söylemek gerek: Bizim galip olduğumuz yer, tam da bu tür eğlenceli soruları, tarihsel kurgu ile gündelik hayata bağlamamızda.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet yeni girişpartytimewishes.netbetexper güncel adresTürkçe Forum