Bugün Yuf sayfasında “Sui istimalat ne demek” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz.
Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında İçimde Birikenler
Kayseri’de kışın akşamları farklı bir sessizliğe bürünür. Sokak lambalarının altında biriken kar, insanın içini de aynı anda ağırlaştırır gibi olur. 25 yaşındayım ve burada, bu şehirde büyüdüm. Bazen bu şehir bana güven veriyor, bazen de içimde sıkışan duyguların duvarlarını daha da daraltıyor.
Son günlerde kafamda sürekli aynı kelime dönüp duruyor: Sui istimalat ne demek?
Bunu ilk duyduğumda basit bir şey sanmıştım. Ama hayatın içine karıştıkça, kelimenin anlamı sadece sözlükte kalmıyor. İnsanların davranışlarında, kırık güvenlerde, yarım bırakılmış cümlelerde karşına çıkıyor.
Ben de bunu, bir insanın kalbinde nasıl iz bıraktığını yaşayarak öğrendim.
—
Sui istimalat ne demek?
Sözlük anlamıyla sui istimalat, bir şeyin ya da bir yetkinin kötüye kullanılması, amaç dışına çıkarılması demek. Ama bu tanım, kağıt üzerinde ne kadar temiz görünse de, hayatın içinde çok daha kirli bir his bırakıyor.
Çünkü kötüye kullanmak sadece bir eylem değil. Bazen bir güveni, bazen bir dostluğu, bazen de bir insanın sana duyduğu inancı yavaş yavaş tüketmek demek.
Ben bunu ilk kez iş hayatımın başlarında hissettim. Küçük bir ofiste çalışıyordum. Her şey basitti; kahve makineleri, bilgisayar sesleri, sabah “günaydın”ları… Ama o basitliğin içinde bile karmaşık şeyler gizliymiş, bunu sonradan anladım.
—
Bir ofis, bir güven ve kırılma anı
O gün hâlâ aklımda. Sabah erken gitmiştim işe. Kayseri’nin ayazı yüzümü kesiyordu. İçeri girince sıcak hava yüzüme vurmuştu ama içimdeki soğuk geçmemişti.
Benden iki yaş büyük bir iş arkadaşı vardı. Ona güvenmiştim. Bana işin inceliklerini o öğretmişti. Hatta bazen işten sonra birlikte simit alıp oturur, geleceği konuşurduk.
Bir gün, küçük bir hata fark ettim. Önemsiz gibi görünen bir şeydi. Ama sistemdeki bazı kayıtlar onun üzerinden değiştirilmişti. İlk başta anlam veremedim. Sonra daha büyük bir tablo ortaya çıktı.
Yetkisini, ona verilen güveni kendi çıkarı için kullanmıştı.
İşte o an kelime kafamda netleşti: sui istimalat.
Sadece bir hata değildi bu. Bir tercih, bir yöneliş, bir kırılmaydı.
—
İçimde yükselen hayal kırıklığı
O an hissettiğim şeyi tarif etmek kolay değil. Sanki biri içimdeki düzeni sessizce söküp almıştı. Konuşmak istedim ama kelimeler boğazımda kaldı.
En çok da şuna kırıldım: Güvenin bu kadar kolay harcanabilmesine.
İnsan bazen birine sadece işini değil, kalbini de teslim ediyor. Ben belki fark etmeden bunu yapmıştım. Ve o güven, yanlış yerde kullanılmıştı.
Sui istimalat kelimesi artık benim için sadece bir tanım değildi. Bir duyguydu. Ağır, sert ve biraz da utandırıcı.
—
Kayseri sokaklarında yürürken düşünmek
O gün işten çıktıktan sonra uzun süre yürüdüm. Kışın erken kararan bir akşamıydı. Kayseri’nin geniş caddelerinde insanlar aceleyle evlerine gidiyordu.
Ben yavaş yürüyordum.
Bir yandan telefonuma bakıyor, bir yandan kendime kızıyordum. “Nasıl fark etmedin?” diye içimden defalarca geçirdim. Ama sonra fark ettim ki bu sadece benim hatam değildi. İnsanlara güvenmek bir hata değil, bir ihtiyaçtı.
Yine de içimde bir kırgınlık vardı. Sanki bir şey eksilmişti ve geri gelmeyecekti.
—
Günlüğüme yazdığım gece
Eve gittiğimde defterimi açtım. Yıllardır günlük tutarım. Bazen sadece bir cümle, bazen uzun sayfalar…
O gece sayfaya ilk yazdığım şey şuydu:
“Bugün sui istimalatın ne demek olduğunu öğrendim. Sözlükteki gibi değilmiş. İçinde insan varmış.”
Kalem elimde titriyordu. Çünkü yazmak, yaşadığını kabul etmek demekti.
Devam ettim:
“Güvendiğim biri, bana öğrettiği şeyleri kendi çıkarı için kullanmış. İçimde kırılan şey sadece iş değil. İnsanlara bakışım da biraz değişti.”
O an fark ettim ki yazmak, acıyı azaltmıyor ama şekil veriyor. Daha anlaşılır hale getiriyor.
—
Geçmişe dönüp baktığım anlar
Sonra eski sayfaları karıştırdım. Aynı kişiyle ilgili yazdığım şeyler vardı. “İyi biri”, “güvenilir”, “bana yol gösteriyor” gibi cümleler…
Şimdi o cümleler bana uzak geliyordu. Sanki başka birinin hayatını okur gibiydim.
İnsan değişiyor muydu, yoksa biz mi yanlış görüyorduk?
Bunu uzun süre düşündüm. Cevap bulamadım.
—
Umut ile hayal kırıklığı arasında
Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Bu en garip kısmı.
Ertesi gün işe tekrar gittim. Aynı masa, aynı bilgisayar, aynı sesler… Ama içim aynı değildi.
O kişiye baktığımda artık eskisi gibi hissetmiyordum. Aramızda görünmeyen bir mesafe vardı.
Ama ilginç olan şu ki, zamanla bu kırgınlık bir başka şeye dönüştü: farkındalık.
İnsanları daha net görmeye başladım. Güvenin nasıl kurulup nasıl yıkılabileceğini daha iyi anladım.
Sui istimalat artık sadece bir kelime değil, bir ders olmuştu benim için.
—
Kendime sorduğum sorular
Gece yine yürürken kendime sorular sordum:
Birine ne kadar güvenilebilir?
İnsanlar gerçekten oldukları gibi mi davranır?
Yoksa herkesin içinde gizli bir çıkar hesaplaması mı vardır?
Bu soruların cevabı yoktu. Ama belki de önemli olan cevap değil, sormaya devam etmekti.
—
Okuyucularımıza “Sui istimalat ne demek” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Yuf ekibi olarak bizi okumaya devam edin!
İçimde kalan son cümle
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o yaşadığım şeyin beni daha sert değil, daha dikkatli biri yaptığını görüyorum.
Ama yine de içimde küçük bir kırılganlık var. Çünkü güvenmekten vazgeçmek istemiyorum.
Belki de hayatın en zor tarafı bu: Kırıldığın yerden tekrar güvenmeye çalışmak.
Sui istimalat kelimesini artık duyduğumda sadece bir tanım düşünmüyorum. Bir yüz, bir masa, bir akşam ve içimde büyüyen sessiz bir hayal kırıklığı geliyor aklıma.
Ama aynı zamanda şunu da hatırlıyorum: Her kırılma, insanı tamamen bitirmez. Bazen sadece yönünü değiştirir.
Ve ben hâlâ yürüyorum. Kayseri’nin soğuk akşamlarında, kendi iç sesimle birlikte.