Kada Etmek Ne Demek? Bir Anlam Derinliği Arayışı
Gündelik dilde sıkça duyduğumuz ama tam olarak ne anlama geldiğini çoğu zaman sorgulamadığımız kelimelerden biri “kada etmek”tir. Hatta bazen öylesine söylenir ki, anlamı biraz kaybolur, neredeyse bir moda kelimesine dönüşür. Ama nedir gerçekten “kada etmek”? Hadi, gelin bu kelimenin anlamını daha derinlemesine keşfe çıkalım.
Kada Etmek: Kökeni ve Günümüz Anlamı
Aslında “kada etmek” deyimi, Türkçeye Arapçadan geçmiş bir kelimedir. Arapçadaki “kada” kelimesi, “bitirmek” veya “tamamlamak” anlamına gelir. Yani, bir şeyi sona erdirmek, bir işin tamamlanmasını sağlamak için kullanılır. Ancak günümüzde, bu deyim bazen olumsuz bir anlam taşır. Özellikle, bir işin ya da olayın gereksiz yere uzun sürmesi ya da sürekli ertelenmesi durumlarında da kullanılır. Sanki bir işin sonlandırılmasının, bitirilmesinin önünde bir engel varmış gibi…
Benim günlük yaşantımda mesela, bir işi kadaya bırakmak çok yaygın bir şey. Ofiste sürekli “bu dosyayı kadaya bırak” diyen bir arkadaşım var. Aslında tam olarak neyi kastettiğini bildiğim halde, bazen acaba “gerçekten bitirilmiyor mu” diye sorguluyorum. Çünkü, bazı işler gerçekten kadaya bırakılır. Yani, öyle bir noktaya gelir ki, o işi hiç yapmamışsınız gibi hissedersiniz.
Kada Etmenin Günlük Hayattaki Yeri
İstanbul gibi bir şehirde yaşarken, “kada etmek” çok doğal bir şey haline gelebiliyor. Her gün akşam işten çıkarken, “bugün yapmadığım işleri yarına bırakırım” diye düşünüyorum. Her şey birikir, birikir… ve birdenbire o kadar çok şey birikmiştir ki, neyi önce yapacağınızı şaşırırsınız. Hatta bazen kendime soruyorum: “Neden her zaman kadaya bırakıyorum? İşleri zamanında bitirmek bu kadar zor mu?”
Bir de, kadaya bırakmanın insana nasıl bir rahatlık verdiği var. “Sonra yaparım” dediğinizde, anında bir rahatlama hissediyorsunuz. Sanki bu sözü söylemekle tüm yük omuzlarınızdan düşüyor gibi. Ama bu rahatlık geçici. Sonunda, biriken işler size öyle bir yük olur ki, o geçici rahatlık tamamen kaybolur. O yüzden “kada etmek”, bir anlamda biriken işler yüzünden daha sonra daha büyük bir sıkıntı yaratacak bir alışkanlık haline gelebilir.
Toplumda ve Çevremde Kada Etme Alışkanlıkları
Benim gibi İstanbul’da yaşayan biri için, kadaya bırakmak bazen işlerin yetişmemesiyle de bağlantılı oluyor. İnsanlar o kadar çok şeyi aynı anda yapmaya çalışıyor ki, bazen birini bitirebilmek için diğerini sürekli ertelemek zorunda kalıyorsunuz. Hatta, “kada etmek” de bazen bir nevi zaman kazanma stratejisi gibi kullanılıyor. “Şimdi yapmasam da olur, zamanı geldiğinde yaparım” diye düşünerek işlerin ertelenmesi, benim çevremde oldukça yaygın bir alışkanlık.
Bir örnek vermek gerekirse, geçen hafta bir arkadaşımın düğün hazırlıklarına yardım ediyorduk. Yapmamız gereken çok şey vardı ama sürekli “şu da kadaya kalsın, bu da kadaya kalsın” diyerek işler birikti. Sonuçta, o kadar iş kadaya kaldı ki, düğün günü geldiğinde hepimiz daha fazla stres yaşadık. Yani, kadaya bırakmanın bazen insanı yorduğunu ama yine de alışkanlık haline geldiğini fark ettim.
Kada Etmenin Gelecekteki Etkileri
Kada etmek, kısa vadede insana rahatlık verse de, uzun vadede birikmiş işlerin yaratacağı stres ve yorgunluk göz önünde bulundurulduğunda aslında zararlı bir alışkanlık olabilir. Benim için de bu, büyük bir soruya dönüşüyor: “Kada etmek bir çözüm mü yoksa kaçış mı?” Gerçekten de bazen bir işi kadaya bırakmak, o işin gerçekten bitirilmesini engelliyor ve bir zamanlar yapması kolay olan işler, büyüyerek göz korkutucu hale geliyor.
Bir işin bitirilmesi her zaman daha verimli ve sağlıklı. Erteleme davranışı, hem psikolojik hem de fiziksel olarak daha fazla yorgunluk yaratabiliyor. Çünkü sürekli ertelenen işler, insanı mental olarak da yoruyor. Hani bazen bir konuda kararsız kaldığınızda “bunu yapmaya karar verdim” diyorsunuz ya, işte o an, kadaya bırakmak yerine işe koyulmak daha doğru bir yaklaşım olabilir. Belki de gelecekte, bu alışkanlığımı kırabilmek için “kada etmek” kelimesini daha az kullanırım.
Sonuç: Kada Etmek Bir Kısır Döngü Mü?
Sonuç olarak, kada etmek, günümüzün koşullarında, özellikle yoğun şehir yaşamında, yaygın bir davranış haline gelmiş olsa da, her zaman faydalı olmayabilir. Bir işi kadaya bırakmak, aslında o işi yapmamakla eşdeğer hale gelebilir. Bu da uzun vadede, hayatımızı zorlaştıran ve bize kaybettiren bir alışkanlığa dönüşebilir. O yüzden, belki de bir işi kadaya bırakmak yerine, gerçekten bitirmenin keyfini çıkarabiliriz. Bazen bu kadar erteleme alışkanlığını kırmak, daha sağlıklı ve verimli bir yaşamın anahtarı olabilir.