Fethiye Köy Pazarı Hangi Gün? Kayseri’den Fethiye’ye Uzanan Bir Pazar Hikâyesi
Bir Günlüğün Sayfalarından Fethiye’ye Uzanan Yol
Bugünkü makalemizde “Fethiye köy pazarı hangi gün” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.
Kayseri’de yaşadığım evin küçük balkonunda oturup günlüğüme yazdığım akşamlardan biriydi. Ağustos sıcağı şehrin üzerine ağır ağır çökmüş, uzaktan gelen araba sesleri bile yorgun bir melodiye dönüşmüştü. Her zamanki gibi kahvemi almış, gün içinde aklımda kalanları yazmaya başlamıştım. Bazen insanın içinde anlatamadığı şeyler birikir ya, benim için günlüklerim tam olarak böyleydi.
25 yaşındaydım ve hayatımın bazı dönemlerinde kendimi olduğum yere sıkışmış gibi hissediyordum. Kayseri’yi seviyordum, sokaklarını, insanlarını, çocukluğumun geçtiği mahalleleri… Ama yine de içimde sürekli yeni yerler görme, başka hayatlara dokunma isteği vardı.
O gece günlüğüme şu cümleyi yazmıştım:
“Bir gün denizin kokusunu içime çekerek, hiç tanımadığım insanların arasında kendimi yeniden bulmak istiyorum.”
Ertesi gün eski fotoğrafları karıştırırken karşıma Fethiye’den birkaç görüntü çıktı. Rengârenk sebzeler, köylü kadınların tezgâhları, taze otların kokusu, samimi sohbetler… İçimde garip bir heyecan oluştu. Sanki yıllardır gitmediğim ama ruhumun bildiği bir yere bakıyordum.
İşte o anda Fethiye köy pazarını araştırmaya başladım.
Fethiye Köy Pazarı Hangi Gün Kuruluyor?
Araştırdıkça öğrendim ki Fethiye köy pazarı, yani yerel halkın ve ziyaretçilerin büyük ilgi gösterdiği pazar, genellikle Salı günleri kuruluyor. Bu pazar sadece alışveriş yapılan sıradan bir yer değil; Fethiye’nin köylerinden gelen insanların emeğini, toprağın bereketini ve yıllardır süregelen gelenekleri taşıyan özel bir buluşma noktası.
Bu bilgiyi öğrendiğimde içimde çocukça bir sevinç oluştu. Garip gelebilir ama bazen insan küçük bir planla bile yeniden heyecanlanabiliyor. Ben de öyle hissettim. Sanki uzun zamandır kaybettiğim bir duyguyu tekrar yakalamıştım.
Günlüğüme hemen not aldım:
“Salı günü Fethiye’de olacağım. Belki sadece bir pazar gezmeyeceğim, belki kendimden bir parça bulacağım.”
Bunu yazarken yüzümde istemsiz bir gülümseme vardı.
Kayseri’den Fethiye’ye Uzanan Yolculuk
Fethiye’ye gitme kararımı verdiğimde herkes aynı şeyi söyledi:
“Bir pazar için bu kadar yol gidilir mi?”
Belki gerçekten mantıklı değildi. Belki sadece birkaç saatlik bir gezinti için uzun bir yolculuktu. Ama bazen insanın ihtiyacı olan şey mantık değil, hissettiği çağrıdır.
Ben de o çağrının peşinden gittim.
Yol boyunca otobüs camından dışarı baktım. Kayseri’nin geniş düzlüklerinden uzaklaşıp farklı manzaralara doğru ilerlerken içimde hem heyecan hem de küçük bir korku vardı. Uzun zamandır kendim için böyle bir şey yapmamıştım.
Bir yandan çok mutluydum, çünkü yeni bir yer keşfedecektim. Diğer yandan içimde küçük bir endişe vardı:
“Ya beklediğim gibi olmazsa?”
Bazen insan hayallerine çok anlam yükler. Gittiği yerde aradığı huzuru bulamazsa büyük bir hayal kırıklığı yaşayacağını düşünür. Ben de biraz böyleydim.
Ama yine de içimde umut vardı.
Salı Sabahı Fethiye Köy Pazarında
Salı sabahı Fethiye’de gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey huzurdu. Hava Kayseri’den farklıydı. Deniz kokusu, hafif rüzgâr ve sokakların sakinliği bana uzun zamandır unuttuğum bir rahatlama hissi verdi.
Pazara doğru yürürken kalbim hızlı atıyordu. Belki de bu kadar heyecanlanmamın sebebi pazarın kendisi değildi. Belki de uzun zamandır kendime ayırmadığım zamanı sonunda kendime vermiş olmamdı.
Pazara girdiğim anda renkler ve sesler arasında kaldım.
Tezgâhlarda dizilmiş domatesler, biberler, taze meyveler… Bir köşede kendi yetiştirdiği ürünleri satan yaşlı bir teyze, diğer tarafta otlarını anlatan genç bir kadın…
Her şey o kadar gerçekti ki.
Büyük marketlerde alışveriş yaparken hissetmediğim bir sıcaklık vardı burada. Çünkü burada sadece ürünler değil, insanların hikâyeleri de satılıyordu.
Bir Teyzenin Tezgâhında Saklı Kalan Hikâye
Pazarda dolaşırken küçük bir tezgâhta duran yaşlı bir teyze dikkatimi çekti. Önünde rengârenk sebzeler ve kurutulmuş otlar vardı. Yanına yaklaştım ve birkaç ürün hakkında soru sordum.
Bana büyük bir sabırla anlattı.
“Bunların hepsi kendi bahçemden,” dedi.
Sesindeki gururu hissettim.
O an içimde garip bir duygu oluştu. Çünkü o kadın sadece sebze satmıyordu. Yıllarını, emeğini ve toprağa olan sevgisini anlatıyordu.
Bir süre sohbet ettik. Ona Kayseri’den geldiğimi söylediğimde şaşırdı.
“Buraları görmek için gelmişsin, ne güzel,” dedi.
O cümle beni çok etkiledi.
Çünkü bazen hiç tanımadığımız bir insanın söylediği küçük bir söz, günümüzün tamamını değiştirebilir.
O an kendimi çok iyi hissettim.
Beklentilerim ve Gerçekler Arasında Kalan Duygularım
Fethiye köy pazarına gitmeden önce kafamda çok farklı bir görüntü vardı. Belki daha büyük, daha hareketli, daha farklı bir yer bekliyordum.
İlk başta küçük bir hayal kırıklığı yaşadığımı kabul etmeliyim.
Çünkü insan bazen fotoğraflarda gördüğü şeyleri gerçeğinden daha büyük hayal ediyor. Birkaç dakika boyunca “Acaba boşuna mı geldim?” diye düşündüm.
Ama sonra etrafı izlemeye başladım.
Bir annenin çocuğuna meyve seçmesini, esnafın müşterileriyle sohbet etmesini, insanların birbirine selam vermesini gördüm.
İşte o anda anladım.
Ben buraya sadece bir pazar görmek için gelmemiştim.
Ben buraya insanların sıcaklığını hissetmek için gelmiştim.
Hayal kırıklığım yerini büyük bir mutluluğa bıraktı.
Fethiye Köy Pazarı Bana Ne Öğretti?
O gün Fethiye köy pazarından ayrılırken elimde birkaç poşet, kalbimde ise unutamayacağım anılar vardı.
Kayseri’ye döndüğümde günlüğümü açtım ve uzun uzun yazdım.
“Bazen uzaklara gitmek, aslında kendine yaklaşmaktır.”
Bu cümle o günden sonra benim için çok özel oldu.
Fethiye köy pazarı bana büyük şeyler öğretmedi belki ama küçük şeylerin ne kadar değerli olduğunu hatırlattı.
Bir tebessümün, samimi bir sohbetin, toprağın kokusunun ve sade bir günün insanı ne kadar mutlu edebileceğini gördüm.
Fethiye’ye Gitmek İsteyenlere Küçük Bir Not
Eğer siz de Fethiye köy pazarını görmek istiyorsanız, planınızı Salı gününe göre yapabilirsiniz. Sabah saatlerinde gitmek, pazarı daha sakin ve keyifli şekilde gezmenizi sağlar.
Köy ürünlerini incelemek, yöresel lezzetleri keşfetmek ve yerel halkla sohbet etmek için güzel bir fırsattır.
Ama benim size asıl tavsiyem şu olur:
Oraya sadece alışveriş yapmak için gitmeyin.
Biraz yavaşlayın.
Tezgâhlara bakarken insanların hikâyelerini dinleyin. Bir köylünün yıllarca verdiği emeği görün. Çünkü bazı yerler sadece gezilmez, hissedilir.
Günlüğümde Kalan Fethiye Hatırası
Aradan zaman geçti ama o Salı günü hâlâ aklımda.
Kayseri’deki odamda günlüğümü açtığımda bazen o pazarı hatırlıyorum. Deniz kokusunu, yaşlı teyzenin gülümsemesini, kalabalığın içindeki sakinliği…
Hayat bazen çok hızlı akıyor. Sürekli yetişmemiz gereken işler, çözmemiz gereken sorunlar oluyor. Ama bazı anlar bize durmayı öğretiyor.
Benim için Fethiye köy pazarı böyle bir andı.
Bir pazar günü değildi belki, büyük bir macera da değildi.
Ama kalbimde küçük ve değerli bir yer bırakan, bana kendimi yeniden hatırlatan güzel bir yolculuktu.
Ve günlüğümün bir köşesinde hâlâ şu cümle yazıyor:
“Bazı yollar kilometrelerle değil, hissettirdikleriyle ölçülür.”