Kota sınırı var mı? Aslında mesele sadece internet değil
Değerli Yuf takipçileri, bu yazımızda “Kota sınırı var mı” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz.
Bazı sorular var ki insanın kafasına bir kere girdi mi, oradan çıkması için ya ciddi bir kahve tüketimi ya da komple hayatı resetlemek gerekiyor. “Kota sınırı var mı?” meselesi de tam olarak böyle bir şey. İlk duyduğunda teknik bir internet problemi gibi duruyor ama aslında günün sonunda kendine dönüp bakıyorsun: “Benim de bir kotam var mı acaba?”
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve günün büyük kısmı iki şey arasında geçiyor: ya bir şeyleri fazla düşünüyorum ya da “fazla düşünmemem gerektiğini” düşünüyorum. İkisi de ayrı bir zihinsel trafik sıkışıklığı. İnternet kotası dolunca nasıl video donarsa, benim beyin de bazen öyle donuyor.
Kafamda sürekli şu soru: Kota sınırı var mı? Ama sadece internet için değil. Hayatın her alanı için.
Benim kafada kota: düşünme limiti
Geçen gün arkadaşla oturuyoruz, sahilde. Konu nereden açıldı hatırlamıyorum ama bir anda “Kota sınırı var mı?” muhabbetine geldik.
Arkadaş dedi ki:
“Abi internet paketini doldurunca hız düşüyor ya, keşke beynin de öyle olsa.”
Ben de hiç düşünmeden cevap verdim:
“Benimkinde hız düşmüyor, direkt çöküyor.”
İkimiz de güldük ama içimden başka bir ses devam ediyordu:
“Ya gerçekten düşünmenin de bir kotası varsa?”
Çünkü bazen sabah kalkıyorum, kahvemi içiyorum, daha güne başlamadan 37 farklı senaryo üretmiş oluyorum. Mesela biri mesajı geç görüyor, ben o sırada onun telefonunun bozulduğundan tut, bana küstüğüne, hatta başka bir galaksiye taşındığına kadar her ihtimali değerlendiriyorum.
Ve bu noktada şu soruyu tekrar soruyorum: Kota sınırı var mı?
Evde WiFi + İzmir yaşamı = sınırsız veri ama sınırlı sabır
İzmir’de yaşamanın en güzel yanı dışarıdan bakınca rahatlık gibi görünmesi. Sahil, deniz, esinti… Ama içeride işler biraz farklı.
Evde WiFi var mesela. Sınırsız paket. Ama nedense video izlerken bir anda kalite düşüyor ya, işte o an hayatla paralellik kuruyorum.
Annem mutfaktan sesleniyor:
“İnternet yine mi yavaşladı?”
Ben de:
“Yavaşlamadı anne, kota sınırı var mı diye evren test ediyor.”
Anlamıyor tabii. Ama ben anlıyorum. Çünkü bazen hayat da böyle: sınırsız gibi görünür ama arada gizli limitler devreye girer.
Mesela dışarı çıkmak istersin, ama “sosyal enerji” kotan dolmuştur. Arkadaşların çağırır, “gel kafede oturalım” derler. İç ses:
“Bak güzel teklif ama ben bugün 3 insan gördüm, sistemim aşırı yüklü.”
Günlük hayatta gizli kota sınırları
Aslında “Kota sınırı var mı?” sorusu sadece internetle ilgili değil. Günlük hayatta fark etmeden yaşadığımız görünmez limitler var.
Sosyal enerji kotası
Herkesin bir sosyal pili var. Kiminde 100 birim, kiminde 20.
Benimki gününe göre değişiyor. Sabah 80 gibi başlıyor, öğlene doğru 40’a düşüyor, akşama doğru “low battery mode”.
Arkadaş ortamı:
– “Hadi dışarı çıkalım!”
– “Abi ben bugün biraz ev modundayım.”
– “Ne yaptın ki bugün?”
– “Varoluşsal düşüncelerle savaştım.”
İç ses:
“Gerçekten savaştım bu arada, kolay değil.”
Arkadaş muhabbeti (gerçek olay gibi ama %100 zihinsel montaj)
Arkadaş: “Kanka sende neden hep ‘yoruldum’ modu açık?”
Ben: “Benim sistem sürekli arka planda çalışıyor.”
Arkadaş: “Ne çalışıyor mesela?”
Ben: “Geçmişte söylenmiş cümlelerin analiz programı + gelecekte olacakların simülasyonu.”
Arkadaş: “Abi sen resmen CPU’su yanmış bilgisayar gibisin.”
Ben: “O bilgisayar da bir zamanlar sınırsız paketle çalışıyordu…”
İşte burada tekrar dönüyoruz: Kota sınırı var mı?
Telefon interneti ve “Kota sınırı var mı?” paniği
Herkes yaşamıştır. Ay sonu yaklaşır, mobil veri yavaşlar. Videolar 144p’ye düşer. Bir sayfa açılırken sanki yükleme değil de meditasyon yapılıyor gibi hissedersin.
O an insanın iç sesi şunu der:
“Ben ne zaman bu kadar internet tükettim?”
Ama asıl soru şudur:
“Ben ne zaman bu kadar düşünce tükettim?”
Çünkü bazen veri değil, zihinsel veri doluyor.
Bir gün markette sıradayım. Telefonu açtım, internet yavaş. Tam o an kasiyer dedi ki:
“Kartınız onaylanmadı.”
Ben:
“Benim de hayat onaylanmıyor zaten.”
Kasiyer baktı. Ben baktım. O an ikimiz de farklı sistemlerde takılıyorduk.
İnsanların görünmez paketleri
İnternet paketleri net: 10 GB, 20 GB, sınırsız.
Ama insanlar?
Onlarda paket görünmez.
Sabır kotası
Bazı insanların sabrı sınırsız gibi görünür. Ama aslında değildir.
Mesela sabah uyanırsın, kahveni yaparsın, biri sana şu soruyu sorar:
“Sen neden bu kadar sessizsin?”
İşte orada sabır kotası 3 GB gider.
Benim sabır kotam genelde şu durumlarda dolar:
Açken
Uykusuzken
Bir şeyi 3 kere anlatmak zorunda kalınca
Ve en önemlisi: “Kota sınırı var mı?” sorusunu yanlış anlayan birine açıklarken
Para kotası (gerçek ama komik değil, yine de gülüyoruz)
Bu biraz daha ciddi ama yine de hayatın gerçeklerinden biri.
Ayın başı:
“Bu ay çok planlı harcayacağım.”
Ayın ortası:
“Biraz dikkat ediyorum.”
Ayın sonu:
“Paket su bile lüks olmuş.”
Ve insan şunu fark ediyor: bazı kotalar gerçekten var.
Ama garip olan şu: internet kotası bitince hız düşüyor, para kotası bitince hayatın kendisi yavaşlıyor.
Overthinking yani zihinsel kota doluluğu
Bazen gece oluyor. Herkes uyumuş. İzmir biraz sessiz. Balkon açık. Hafif rüzgar var.
Ve ben:
“Acaba 7 yıl önce söylediğim o şey yanlış mı anlaşıldı?”
“Bugün yazdığım mesaj fazla mı soğuktu?”
“Ya ileride yanlış anlaşılırsa?”
İşte o an zihinsel kota %100 doluyor.
İç ses devreye giriyor:
“Abi kapat artık sekmeleri.”
Ama yok. Sekme kapatma yok. Chrome değil bu, insan beyni.
Ve o noktada tekrar aynı soruya dönüyorum:
Kota sınırı var mı?
Çünkü eğer varsa, benimkisi çoktan aşılmış olabilir.
Gerçek hayatta reset tuşu yok
Bilgisayarda bir şey donunca yeniden başlatırsın.
Ama insan zihni?
“Yeniden başlat” yok.
Sadece:
Kahve
Dışarı çıkma
Bir arkadaşla saçma bir şey konuşma
Ya da tamamen boş boş tavana bakma
Ben genelde üçüncüyü seçiyorum.
Geçen gün arkadaşla konuşma:
Arkadaş: “Ne düşünüyorsun?”
Ben: “Hiçbir şey.”
Arkadaş: “Yalan.”
Ben: “Haklısın.”
Çünkü gerçekten hiçbir şey düşünmemek bile bir düşünme eylemi burada.
Kota sınırı var mı? sorusunun garip rahatlığı
Aslında bu sorunun en ilginç tarafı şu: insan ne kadar saçma görünse de bu soruyu sormaktan garip bir huzur alıyor.
Çünkü “Kota sınırı var mı?” demek aslında şunu kabul etmek:
Ben doluyum.
İnternet gibi, insan da bazen doluyor.
Ama internetten farklı olarak bizde “paket yükselt” seçeneği yok. Ya da varsa bile kimse bize link göndermiyor.
O yüzden kendi çözümünü üretmek zorundasın:
Biraz uzaklaşmak
Biraz susmak
Biraz da saçmalamak
İzmir’de denize bakmak mesela… en iyi resetlerden biri.
Deniz ve zihinsel sıfırlama
Sahile gidiyorum bazen. Hiçbir şey yapmadan oturuyorum.
Dalga sesi var.
Ve iç ses ilk 5 dakika konuşuyor:
“Şunu da düşün, bunu da hatırla…”
Sonra bir noktada susuyor.
Belki de o an kota kendini yeniliyor.
Belki de gerçekten Kota sınırı var mı? sorusunun cevabı şu:
Var ama sabit değil.
Gününe, moduna, uykuna göre değişiyor.
Son düşünce döngüsü
Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum.
İnternet kotası dolunca hız düşer.
Benimkisi dolunca düşünceler hızlanır.
Ve bu garip denge içinde yaşamaya devam ediyorum:
Bir yanda İzmir’in sakinliği, bir yanda kafanın hiç susmayan sekmeleri.
Bir arkadaşım geçen gün dedi ki:
“Senin beynin full paket ama limitsiz değil.”
Güldüm.
Sonra düşündüm.
Evet.
Belki de asıl mesele şu:
Kota sınırı var mı diye sormak değil, kotayı fark edince ne yaptığın.
Umarız “Kota sınırı var mı” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Yuf ekibinden sevgilerle!