İçeriğe geç

Alabalık yeminin içinde neler var ?

Alabalık Yeminin İçinde Neler Var? – Bir İkilik, Bir Hayal Kırıklığı

Kayseri’nin soğuk ve sakin akşamlarından biriydi. Evimin penceresinden dışarıya bakarken, şehrin o alışıldık sessizliğini hissettim. Her şey normal gibi görünüyordu ama içimde bir şeyler eksikti. Sonra birden aklıma geldi, alabalık yeminin içinde neler var? Diye düşündüm. Ne kadar basit, değil mi? Ama o akşam, bu basit soru bana derin duygular yaşattı, belki de hayatımda küçük bir dönüm noktasını başlattı.

1. Sahne: Söz Verilen Alabalık

Akşam, yorgun bir şekilde eve geldim. Birkaç gündür peşinden koştuğum bir iş vardı ve sonunda bugün, beklediğim o telefon geldi: “Sana alabalık hazırladım, akşam gelir misin?” O an kalbimde bir heyecan belirdi. Alabalık, çocukken babamın hazırladığı o eşsiz tarif aklımdaydı. O zamanlar, alabalık yemek bizim için bir tür ödüldü. Babamla birlikte dağ köylerine gitmek, sabah erken saatlerde balık tutmak ve sonra onları taze taze pişirmek, hayatımızın en güzel anılarındandı. Yalnızca bir balık yemeği değil, aynı zamanda tüm o günün hatırasıydı.

Hemen kabul ettim. “Tabii, gelirken biraz da salata alırım,” dedim telefonun ucundaki sese. Hızla hazırlandım, bir an önce o eski, huzurlu günü yeniden hatırlamak istiyordum. Fakat içimde bir şey vardı, bir kıvılcım. Ne de olsa, bu sadece bir alabalık yemeği değildi. Bir sözdü, bir tür anıydı. Babamın zamanında söylediği gibi, “Alabalık yeminin içinde neler var, bir insan bunun ne kadar kıymetli olduğunu ancak kaybettiğinde anlar.”

2. Sahne: Akşam Yemeği Masası

Masaya oturduğumda içimde bir umut vardı. O alabalık, yalnızca lezzetli bir yemek olmanın ötesindeydi. Bu yemek, bir tür bağlanma şekliydi. Masadaki kişiyle paylaşılan bir anlamı vardı. O an bir süreliğine hayatın telaşından, kaygılarından uzaklaşıp sadece anın içinde olmak istiyordum. İşte o masada, o balığın taze ve leziz kokusu, bana çok farklı bir şey hissettirdi. Belki de yıllardır hiç fark etmediğim bir şeyi fark etmeme neden oldu.

Ama bir şeyler yolunda gitmedi. Her lokma, bir hayal kırıklığına dönüştü. O alabalık, babamın elinden çıkmış gibi değildi. O eski, sıcak, yılların hatırası olan tat yoktu. Sadece buzdolabında bekleyen, birkaç gün önce alınmış bir balık vardı. Onu pişiren kişi, belki de sevgiyle hazırlamamıştı. Ama ben buna takılmadım. Çünkü içimde başka bir şey vardı: Hayal kırıklığı.

Bir anda, yıllardır o anı beklemişim gibi hissettim. Babamla geçirdiğimiz o yaz günlerini, dağ köylerindeki huzuru ve deniz kenarındaki o akşamı yeniden yaşamak istiyordum. Ama işte, o yemek, sadece bir yemek değil, bir kaybolan geçmişin parçasıydı. Ve o parçanın eksikliği, her lokmada kendini hissettirdi. O an, belki de geçmişin bize sunduğu hiçbir şeyin tam olarak tekrar edemeyeceğini kabul ettiğim andı.

3. Sahne: Anılar ve Gelecek

Yemekten sonra, uzun bir sessizlik vardı. İnsan bazen geçmişin içindeki o küçük anıları, bugüne taşımak ister ama zaman her şeyi değiştiriyor. Bir balık yeminin içinde neler olduğunu anlamak, aslında geçmişin duygusal yükünü taşımak demekti. Bir yemekle değil, bir anıyla bağlantı kurmaya çalışmak… Gerçekten de zor.

Bir süre sonra, masadaki kişiyle birbirimize baktık. Bir şey söylemek, duyguları paylaşmak istedim ama kelimeler takılı kaldı. Hani bazen, ne hissettiğini anlatmak o kadar zor olur ki, içindeki karmaşayı en iyi şekilde anlatmanın tek yolu susmak olur. Alabalık, bana geçmişin hatırasını hatırlatırken, aynı zamanda yeni bir şeyin eksikliğini de gözlerimin içine sokuyordu. Bunu fark ettiğimde, içimde bir huzursuzluk başladı.

Belki de bu yemek, bana bir şeyler kaybetmenin duygusunu hatırlatmak için hazırlandı. Ama belki de, geçmişe takılmadan, o yemek üzerinden yepyeni anılar biriktirebilirdim. Gözlerimi masadan ayırarak, “Bunu bir kez daha deneyelim,” dedim. Yani, belki de bir gün, aynı balığı yeniden hazırlayacak, aynı anıyı yeniden yaşatacaktık. Ama şimdi, “Alabalık yeminin içinde neler var?” sorusu, sadece o akşamın değil, hayatımın bir sorusu haline gelmişti.

4. Sahne: Bir Sorunun Cevabı Yok

Bu gece, alabalık yediğimiz o akşam, bana sadece bir şeyi öğretti: Geçmişin hatıraları, geleceğe taşınamaz. İnsan bazen eski tatları, eski anıları yeniden yaşamak ister. Ama unutulur, kaybolur, değişir. Her şeyin olduğu gibi, yemeklerin de bir başlangıcı ve sonu vardır. Ve belki de hayatta önemli olan, o anları geçmişteki gibi yeniden yaşamak değil, o anları bugüne taşımaktır.

Sonra, o akşamdan geriye kalan tek şey, tatlı bir umudu ve biraz hayal kırıklığını içinde barındıran bir alabalık yemininin hatırasıdır. Bunu anladım. Yani, alabalık yeminin içinde sadece balık değil, bir bütün olarak hatıralar, anılar ve kaybolan zamanlar vardı.

Ama her zaman bir umut vardır, değil mi? Kim bilir, belki de bir gün o balığı en sevdiğimiz şekilde, sevgiyle pişiririz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet yeni girişpartytimewishes.netbetexper güncel adres